ÇOMÜ Ulupınar Gözlemevi ve Astrofizik Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Osman Demircan, ulusal basında yayımlanan Mars'a ait bir fotoğraftaki insana benzer görüntünün fotomontaj olduğunu açıkladı.
Basında yer alan fotoğrafın kendilerinin de ilgisini çekmesi üzerine NASA'nın web sitesinde bir araştırma yaptıklarını belirten Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Ulupınar Gözlemevi ve Astrofizik Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Osman Demircan, ‘Sprit’ adlı uzay aracının Mars'tan dört yıl önce geçtiği fotoğrafların orijinallerini NASA'nın internet sitesinden incelediklerini, ancak insana benzer bir varlığa rastlamadıklarını söyledi.
‘MARS'TA CANLI YAŞAMASI MÜMKÜN DEĞİL'
Prof. Dr. Osman Demircan, Mars'taki basınç ve sıcaklık gibi fiziksel parametrelerin çok farklı olduğuna dikkati çekerek, “İnsanı oraya oturttuğunuzda iç basıncın dış basınca göre fazlalığı nedeniyle vücut dışa doğru parçalanıyor. İnsanı yaşatmak mümkün ama ancak özel giysilerle. Orada oksijende yok. Yüzde 95'i karbondioksit ve basınç çok düşük. Örneğin bir kap su koysanız basınç düşük olduğu için bir anda kaynayarak buharlaşır'' dedi. 2 yılda bir Mars’a uzay aracı gönderildiğini, binlerce fotoğraf çekildiğini hatırlatan Demircan, şunları söyledi:
“Mars'ta hayat olsa canlıların yaşam merkezleri olmalı, evleri, binaları olmalı. Böyle yapılara şimdiye kadar rastlanmadı. Mars'ta bir canlının izine gerçekten rastlansa bunu ilk önce NASA duyurur, doğru yorumları yapar, o yönde adımlar atılır. Bu fotoğrafı bir inşaat alanında da çekmek mümkün. Mars'ta var olduğu iddia edilen canlı türü, NASA'nın yayınladığı orijinal fotoğraflarda yer almıyor. Fotoğraflar, sadece insanların kafasını karıştırmak için uydurulan bir görüntü.''
‘YAŞAM OLABİLECEĞİ ŞÜPHESİ VAR’
Mars'ta, hala yaşam türlerinin olabileceği şüphelerinin olduğunu da belirten Demircan, bu yönde de çok ciddi deneyler yapıldığını ifade etti. Mars'ta su olmadığını vurgulayan Demircan, “Ama suyun aktığını gösteren kurumuş dere ve nehir yatakları var. Buralardan su akmışsa bir zamanlar, orada su varsa, çok az miktarda da oksijen olduğunu bildiğimize göre geçmişte oralarda yaşam türleri olmuş olabilir. Peki şimdi nerede o yaşam türleri sorusunun cevabını bulmak için de biri Mars'ın etrafında dolanan, biri de deney yapan iki uzay aracı var. 4 yıldır orada. Yörüngede dolanan uzay aracı sürekli fotoğraflar çekiyor. Diğeri de deneyler yapıyor toprakta. Hem fotoğrafların arşivi var. Hem de deneylerin sonuçları yayınlanıyor. Ama henüz yaşam türleriyle ilgili bir bulguya ulaşılmış değil. Mars'ın kutup bölgelerinde oksijen biraz daha fazla ve su da var. Henüz daha burada deneyler yapılmadı. Belki gelecekte, böyle bir şeyler bulunabilecek'' diye konuştu.
| Uzay toz’ları tehlike yaratıyor |
| |
| Uzaydaki göktaşları ve uzay araçlarının yörüngelerinde kalan metal parçaları, uydular için yegane tehlike kaynağı değil. |
| |
| NTV |
| |
| 5 Şubat — Uzaydaki göktaşları ve uzay araçlarının yörüngelerinde kalan metal parçaları, uydular için yegane tehlike kaynağı değil. Bunların yanısıra, uzayda süratle yol alan çok minik uzay tozları da, uydular ve uzay araçları ve astronotlar için aynı şekilde tehlike yaratıyor. |
| |
|

 |
|
| |
|
|
|
|
 |
|
| |
|
|
On yıldır, dünyadan 600 kilometre yukarıdaki yörüngesinde dönen Hubble uzay teleskopuna iki yıl önce bozuk bir aynayı onarım amacıyla giden astronotlar, uzay tozlarının Hubble teleskopunda meydana getirdiği hasarı inceleme fırsatı buldular.
Hubble uzay teleskopundan dünyaya getirilen panelleri inceleyen İngiltere’nin “Açık Üniversite” bilim adamları, saniyede 70 kilometre hızla yol alan, bir milimetre çapında uzay tozlarının, haftalar ve aylar boyunca uydu ve uzay aracı yüzeylerine çarpması halinde, bir- iki milimetre kalınlığında metal plakaları delebileceklerini belirtiyor. Bu parçacıklar, çarpmayla verdikleri hasarın yanısıra, yüzeye çarptıklarında buharlaşarak çok sıcak bir “plazmaya” dönüşebiliyor ve uyduların elektronik sistemlerini bozuyor.
Şu anda uyduları uzay tozlarına karşı korumak için “kevlar” gibi sağlam maddelerden imal edilen kalkanlar kullanılıyor. |
Dünya'yı 2029'da bir asteroit yok edecek! 02.10.2007 Sabah
Rus bilim adamları 2004 yılında keşfedilen asteroitin 2029 yılında dünyaya 27 bin km yakın mesafeden geçeceğini, bunun oluşturacağı hava basıncının ise Hiroşima'ya atılan atom bombasının bin katı etkiye sahip olacağını açıkladı
Rusya Astronomi Enstitüsü Direktörü Boris Shustov Moskova'da düzenlenen uluslararası uzay formunda yaptığı konuşmada Apophis ismi verilen asteroitin 2029 yılında dünya atmosferinden hızla geçeceğini bunun da dünya yüzeyinde çok büyük bir etki meydana getireceğini söyledi.
Meydana gelecek patlamanın 1908 yılında gerçekleşen Tunguska çarpmasından daha büyük olması bekleniyor. Rusya'nın Sibirya bölgesinde meydana gelen benzer bir astroit basıncının etkisi ile 2 bin 150 km2 lik alan etkilenmiş ve büyük Sibirya ormanlarında 80 milyon ağaç yerle bir olmuştu.
Meteorun meydana getireceği hava basıncının 10 ya da 20 megaton TNT kalıbına eşit olduğu ya da Hiroşima'ya atılan atom bombasından bin kat daha güçlü olduğu öngörülüyor. Basıncın geniş bir alanda hissedilecek 5 şiddetinde bir depreme de sebep olması tahmin ediliyor. Shustov daha önce yaptığı açıklamalarda da Apophis'in yüzde 3 ihtimalle dünyaya çarpabileceğini belirtmişti.
Rus astronomi uzmanı astroitin Hollywood filmlerinde olduğu gibi büyük operasyonlara gerek kalmadan küçük uydularla yörüngesinin değiştirilebileceğini ifade etti. Shustov füzelerle asteroitin vurularak parçalanmasının günümüzde elde edilen teknolojiye göre öngörülmeyecek bir çözüm yöntemi olduğunu kaydederek, "On litre yakıtı olan küçük bir mikro uydu onu yolundan alıkoymaya yeter." dedi.
Geçen ayda Peruvian bölgesine düşen bir meteor 30 metre çapında ve 6 metre derinliğinde bir çukur açılmasına neden olmuştu. Bölgeye gelen uzmanlar asteroitin parçalarını toplayarak incelemeye almışlardı.
Kuzey Buz Denizi’nde rekor erime 24.01.2008 Ntvmsnbc
Kuzey Buz Denizi’ndeki buzulların, geçen yaz rekor seviyede eridiği bildirildi. Buzulların kapladığı alan 2005’e yüzde 23 azaldı.
PARİS - Fransız Ulusal Bilim Araştırma Merkezi Araştırma Müdürü Jean-Claude Gascard, düzenlediği basın toplantısında, 2007 yazında Kuzey Buz Denizi’ndeki buzullarda çok büyük erime görüldüğünü ve buzullarda bu kadar büyük bir erimeyi beklemediklerini söyledi.
Bunun en önemli nedeninin küresel ısınma olduğunu belirten Gascard’a göre, geçen eylül ayında buzulların Kuzey Buz Denizi’nde kapladığı alan yaklaşık 4.13 milyon kilometre kare oldu. Bu alan 2005’te 5,3 milyon kilometre kareydi.
2005’e göre buzulların kapladığı alanın yüzde 23 azaldığını belirten Gascard, buzulların kapladığı alanın 2 yılda 1 milyon kilometre kareden daha fazla azaldığını kaydetti.
Gascard, Kuzey Kutbu’ndaki buzulların son 20 yılda yüzde 40 oranında yok olduğunu, ortalama buz kalınlığının 3 metreden 1,5 metreye düştüğünü ve buzların erime döneminin uzadığını hatırlattı.
Buzulların arasından Kuzey Buz Denizi’ni geçen Tara adlı geminin, yolculuğunu 16 aydan biraz uzun sürede tamamladığını belirten Gascard, Norveçli kaşif Fridtjof Nansen’in Fram adlı gemisiyle bu yolculuğu 19. yüzyılın sonunda 3 yılda tamamladığını kaydetti.
Gascard, 2008 yılının buzulların erimesi açısından çok önemli olduğunu ve bu yaz 1 milyon kilometre karelik buzulun eriyebileceğini söyledi.
Kuzey Kutbu'nun 5 yıllık ömrü kaldı 12.12.2007 Hürriyet
Kuzey Buz Denizi'ndeki buzulların 2040 yılında tamamen eriyeceği öngörüsü, daha da kısaldı. Şimdi konuşulan tarih 2012.
Bu yaz hızla eriyen kuzeydeki buz tabakası, yaz sonunda, 4 yıl önceki aynı dönemde sahip olduğu alanın yarısına geriledi. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) iklim uzmanı Jay Zwally, “erime bu hızla sürerse Kuzey Buz Denizi, beklentilerden çok daha yakın bir dönemde, 2012 yazı sonunda buzdan tamamen arınmış hale gelebilir” dedi. Denizdeki buz tabakasının, kapsadığı alanın daralmasının yanı sıra rekor düzeyde inceldiği de belirlendi.
Henüz geçen yıl, kuzeydeki buz tabakasının 2040 yazı sonunda tamamen eriyeceğinin tahmin edildiği açıklanmış ve bu bile şaşkınlıkla karşılanmıştı.
Zwally, eskiden kömür madencilerinin, metan gazı sızıntısı olup olmadığını anlamak için madende kanarya bulundurduklarını ve yoğun gazda kanarya ölünce dışarı kaçtıklarını anımsatarak, “Kuzeydeki buz tabakası da küresel ısınmanın kanaryası. Bu kanarya artık öldü” görüşünü savundu.
AP haber ajansının görüştüğü NASA, Amerikan üniversiteleri ve hükümet kuruluşlarından konuyla ilgili toplam 18 bilim adamının tümü, bu yaz sonunda gelinen erime düzeyini büyük bir şaşkınlıkla karşıladıklarını söyledi. NASA'dan jeofizikçi Scott Lutchke, buzullardaki erimenin hızı değerlendirildiğinde de “yeni bir döneme girildiğinin kesin olarak söylenebileceğini” belirtti.
Grönland'daki erimenin de oldukça hızlı olduğu tespit edildi. Grönland kara parçası üzerindeki buzullar da bu yaz, yazları kaydedilen ortalama erimeden yüzde 15 daha fazla eridi. Bu oran, 2005'te kaydedilen rekor erimenin de üzerinde oldu. Grönland üzerindeki buzulların tamamen erimesi, dünya deniz seviyesinin 6,6 metre yükselmesine yol açacak. Ancak karadaki bu buzulların tamamen erimesinin onyıllar değil yüzyıllar alacağı belirtiliyor.
|